ISSN : 2147 - 1800

Hızlı Arama




Abant Med J: 7 (1)

Cilt: 7  Sayı: 1 - 2018

ÖZGÜN MAKALE
1.
Poliansature Fosfotidilkolinin (PFK) Stres Ülser Gelişimini Engellemedeki Etkinlik Mekanizmaları
The Protective Effect Mechanisms of Polyenylphosphatidylcholine (PPC) Pretreatment Against Stress Induced Ulcer in Rats
Necla Gürbüz Sarıkaş, Melih Akın, Kubilay Gürünlüoğlu, Erkan Taş, Aysun Bay Karabulut, İclal Gürses
doi: 10.5505/abantmedj.2018.82150  Sayfalar 1 - 9
GİRİŞ ve AMAÇ: PPC ile prolifilaksinin, stres ülser gelişimini engellemede etkin olduğu daha önce yapılan deneysel bir çalışmada gösterilmiştir. Yine rat stres ülser modelinde gerçekleştirilen bu deneysel çalışmada, bu etkinliğin altında yatan mekanizmaların araştırılması amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ratlar, Grup1 (n=10) kontrol, Grup2 (n=15) stres ülser ve Grup3 (n=15) PFK tedavisi + stres ülser olmak üzere üç gruba ayrıldı. Stres ülser modeli için Grup 2 ve grup 3 ratlar, 72 saatlik açlık periyodundan sonra, immobilize halde, +4 C?de, 4 saat soğuğa maruz bırakıldı. Grup 3 ratlara, PFK 100 mg/gün dozunda, oral yoldan, deney öncesi 10 gün süreyle verildi. Deney periyodu sonunda total çıkartılan ve büyük kurvatur boyunca açılan midelerde okülometrik yöntemle ülser indeksi (UI) hesaplandı Gastrik doku örneklerinde malondialdehit (MDA) ve superoksit dismutaz (SOD), glutatyon (GSH), ksantin oksidaz (XO), eritrositlerde katalaz (CAT), plazma örneklerinde ise total nitrit+nitrat, prostaglandin E2 (PGE2) ve lökotrien C4 (LTC4) düzeyleri ölçüldü. Histopatolojik incelemede gastrik mukozal hasar (H&E boyama) ve mast hücre degranülasyonu ( dominici boyama) değerlendirildi.
BULGULAR: Ülser indeksi (UI)' nin PFK ile profilaksi grubunda, grup 2'den anlamlı düzeyde düşük olduğu görüldü (p<0,000). PPC verilen 3. grupta 2. gruba göre MDA, XO, total nitrit+nitrat ve LTC4 düşük (p< 0,000), SOD, GSH, CAT ve PGE2 anlamlı düzeyde yüksek (p<0,000) bulundu. Histopatolojik incelemede grup 3 ratlarda mast hücre degranülasyonu (özellkle mavi boyanan mukozal mast hücrelerinde), grup 2 ratlara göre anlamlı düzeyde düşüktü (p<0,000).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamızda, PFK' nin, rat stres ülser modelinde, antioksidan, mast hücre degranülasyonunu önleyici, LTC4 üretimini azaltıp PGE4 üretimini arttırıcı etkinliklere sahip olduğu, stres ülser gelişimini engellemesinde bu mekanizmaların rol oynadığı düşünülmüştür.
INTRODUCTION: This study aims to investigate the mechanisms that are involved in protective actions exerted by pretreatment with polyenylphosphatidylcholine (PPC) against experimentally induced stress ulcer in rats.
METHODS: Forty Swiss albino rats were divided into three groups. Group 1 (n=10) was control, group 2 (n=15) was stress ulcer and group 3 (n=15) was PPC treated rats with stress ulcer. PPC treatment was started ten days before stress at a dose of 100 mg/day by oral route. Rats were terminated, stomachs were excised. Macroscopic ulcer index (UI), production of reactive oxygen species, lipid peroxidation, plasma PGE2 and LTC4 levels, fatty-acid compositions were studied. The specimens were examined histopathologically.
RESULTS: UI was significantly lower in the treatment group compared with non-treatment group. PGE2 decreased (p=0.00) during cold restraint stress. PPC pretreatment was observed to inhibit the decrease in PGE2 in the induced stress ulcer. In the PPC treatment group LTC4 levels were significantly lower than non-treatment group (p=0.00). Additionally, PPC pretreatment inhibited degranülation of the submucosal mast cells. The inhibitory effect of PPC was more potent on red- stained mast cells than on blue-stained cells.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The present study shows that protective effects of PPC could be ascribed to inhibition of mast cell degranulation, a reduction in gastric oxidative injury, increase in biosynthesis of protective PGE2, and a decrease in biosynthesis of LTC4.

2.
Yoğun Bakım Hastalarında Kolistin Nefrotoksisitesinin Değerlendirilmesi
Evaluation of Colistin Nephrotoxicity in Intensive Care Diseases of Patient
Fatma Kaplan Efe, Fatma Ayerden Ebinç, Serdar Karakaya, İbrahim Karadağ, Murat Eser, Oktay Ünsal, Aysun Aybal Kutlugün, Esin Beyan
doi: 10.5505/abantmedj.2018.39306  Sayfalar 10 - 14
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, Kolistin verilen hastalarda nefrotoksisite gelişiminin ve bunu etkileyen faktörlerin değerlendirilmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kolistin verilen 51 hasta nefrotoksiste gelişen ve gelişmeyenler olarak iki gruba ayrıldı. Gruplar, demografik özellikler ve laboratuar verileri yönünden karşılaştırıldı.
BULGULAR: Hastaların %64,7’sinde kolistine bağlı nefrotoksisite saptandı. Nefrotoksisite gelişen hastaların ölüm oranı daha yüksek bulundu (p: 0,01).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Yoğun bakım hastalarında kolistin nefrotoksisitesine dikkat edilmelidir.
INTRODUCTION: Evaluation of the development of nephrotoxicity and the factors affecting it in patients treated with colistin theraph
METHODS: 51 patients who received colistin treatment were divided into two groups as nephrotoxicity developing and nondeveloping. Demographic and laboratory data between the groups were compared
RESULTS: Colistin induced nephrotoxicity was detected in 64.7% of the patients. Patients who developed nephrotoxicity had a higher mortality rate (p: 0.01).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Nephrotoxicity of colistin should be noted in ICU patients.

3.
Kemik iliği biyopsi raporlamada zaman tasarrufu sağlayan pratik yaklaşım: şablon kullanım
Practical Approach Providing Time Saving in Bone Marrow Biopsy Reporting: Use of Templat
Sıddıka Fındık, Pembe Oltulu
doi: 10.5505/abantmedj.2018.54775  Sayfalar 15 - 21
GİRİŞ ve AMAÇ: Kemik iliği değerlendirilmesi birçok kan ve kemik iliği hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemlidir. Tanı koymada aspirat, biyopsi ve periferik yayma birbirini tamamlayıcıdır. Her üç materyal de elde edildiğinde kemik iliğinin histopatolojik ve sitopatolojik olarak kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi sağlanır. Nihai teşhis; aspirat, biyopsi ve periferik kan bulgularının sitogenetik analiz ve uygun moleküler çalışmalar gibi ek testlerin sonuçları ile entegrasyonu gerektirir. Kemik iliği aspirat ve biyopsi numunelerinin hazırlanma, işlenme ve raporlanma yöntemleri arasında önemli derecede farklılıklar bulunabilir. Bu farklılıklar hastalıkların teşhis ve sınıflandırılmasında tedavi ve klinik sonuçları etkileyebilecek tutarsızlıklara yol açabilir. Bu nedenle; ülkemizde son yıllarda gelişmekte olan hematopatoloji bölümünde, kemik iliği biyopsi raporlarında standardizasyonunun sağlanması ve patologlara kolaylık sağlaması açısından bölümümüzde kemik iliği biyopsilerini değerlendirirken uyguladığımız standardize edilmiş rapor şablonunu tanıtmak istedik. Amacımız: kemik iliği biyopsilerinin raporlanmasında meslektaşlarımıza rehber olmak ve bir algoritma dahilinde biyopsilerin daha kolay ve daha kısa sürede çözümlenebileceğini göstermektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bölümümüzde, kemik iliği biyopsisi, imprint, aspirat ve periferik yayma değerlendirilerek tanı konulan 10 farklı kemik iliği hastalığında 10 ar olguda (toplam 100 olgu) şablon kullanımından önce ve sonraki mikroskobik değerlendirme ve sekreterya aşamasındaki raporlamada geçen süreler değerlendirildi.
BULGULAR: Kemik iliği biyopsilerini değerlendirmede kullandığımız şablonun; mikroskobik tanı koyma ve raporlama aşamasındaki geçen süreleri anlamlı derecede kısalttığı tespit edildi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Şablonumuzun kullanımı kolay ve pratik olup; hata ya da noksanları en aza indirmekte ve aynı zamanda zamandan tasarruf sağlamaktadır.
INTRODUCTION: The bone marrow examination is an essential for the diagnosis and management of many disorders of the blood and bone marrow. The aspirate, biopsy and peripheral smear are complementary to each other in diagnosis. When all three materials are obtained, bone marrow is assessed extensively by histopathological and cytopathological. Final diagnosis requires integration with the results of additional tests such as cytogenetic analysis of aspirate, biopsy and peripheral blood findings and appropriate molecular studies. Significant differences may exist between the methods of preparation, processing, and reporting of bone marrow aspirate and biopsy specimens. These differences can lead to inconsistencies that may affect treatment and clinical outcomes in the diagnosis and classification of diseases. Therefore; we wanted to share a standardized report template that we applied during the evaluation of bone marrow biopsies in our hematopathology department in recent years. Our purpose is to guide our colleagues in reporting bone marrow biopsies and to demonstrate that this algorithm can make biopsies easier and faster to resolve.
METHODS: The microscopic evaluation of 10 different bone marrow diseases (total 100 cases) diagnosed by evoluting biopsy, imprint, aspirate and peripheral smear the most diagnosed in our clinic, were evaluated before and after the use of the template. The elapsed time in the secretariat was assessed.
RESULTS: The template we use to evaluate the bone marrow biopsies, shortened of the microscopic diagnosis and reporting time at a statistically significant level.
DISCUSSION AND CONCLUSION: This template, which we use to evaluate bone marrow biopsies, is easy and practice to use, minimizing errors or omissions, and at the same time saving time.

4.
İnfluenza A (H3N2) ile İlişkili Akut Selim Çocukluk Çağı Miyoziti Olgusu
A Case Report of Acute Benign Childhood Myositis Associated With Influenza A (H3N2) Infection
Ertuğ Toroslu, Zuhal Örnek
doi: 10.5505/abantmedj.2018.80948  Sayfalar 22 - 25
Akut Selim Çocukluk Çağı Miyoziti (ASÇM, sıklıkla influenza enfeksiyonları ile birlikte gözlenen ancak influenza enfeksiyonlarının nadir komplikasyonlarından biridir. İnfluenza sezonunda yüksek ateş, yaygın kas ağrısı, yürüme güçlüğü ve laboratuvar olarak da kreatinin kinaz yüksekliği gözlenen tablolarda, ASÇM akla ilk getirilmesi gereken klinik durumlardandır. Bu makalede, mevsimsel H3N2 sonrası gelişen ASÇM tanısı konan yedi yaşında bir olgu sunulmuştur. Olgu, yüksek kreatinin kinaz seviyelerine rağmen, uygun hidrasyon ve yakın klinik takip ile böbrek yetmezliği gelişmeden sağaltılması nedeniyle sunulmaktadır.
Acute Benign Childhood Myositis (ABCM) is often occurs with influenza infection; however, that is a rare complication of influenza infection. In a case of high fever, severe muscle pain, gait difficulty and elevated creatinine kinase (CK) levels in the laboratory during the flu season; ABCM is one of priorly the differential diagnosis. Case, a seven-years-old girl who had high serum creatine kinase levels after seasonal H3N2 infection and cured successfully without renal impairment is reported.

LookUs & Online Makale